İSTANBUL
İSTANBUL
Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz'daki darbe girişimi sırasında Harp Akademileri Komutanlığındaki faaliyetler ve eylemler ile Harp Akademileri Komutanı Korgeneral Tahir Bekiroğlu'nun kaçırılarak cezaevine konulmasına ilişkin aralarında 3 generalin de bulunduğu 110'u tutuklu, 1'i firari 116 sanığın yargılanmasına devam ediliyor.
İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Ceza İnfaz Kurumları karşısındaki binada görülen duruşmayı, Cumhurbaşkanlığı, TBMM, Başbakanlık ve Milli Savunma Bakanlığını temsilen avukatlar da takip etti.
15 Temmuz'daki darbe girişimi sırasında Hava Harp Akademisi'nde Hava Tümgeneral rütbesiyle görev yapan tutuklu sanık Recep Yüksel, savunmasını tamamladı.
Eski Hava Tümgeneral Yüksel, darbe girişiminin aksine darbeyi engellemeye yönelik faaliyetlerde bulunduğunu öne sürerek, iddianamede yer alan telefon görüşmesinin de kamuoyuna yanlış aksettirildiği söyledi.
Rütbe veya makam kaygısının olmadığını anlatan Yüksel, şöyle konuştu:
"Tarafıma yöneltilen suçlamaları kabul etmiyorum, şiddetle reddediyorum. Darbe girişimi içinde hiçbir zaman olmadım. Sözde atama listesinde adım Harp Akademileri Komutanı olarak yazıldığı için buradayım. FETÖ'yle hiçbir iltisakım bulunmadığı halde 38 yıllık Türk Silahlı Kuvvetleri geçmişim hiçe sayılarak ailemden uzak bırakıldım. Mesleğimle ilgili uzun vadeli plan yapmadım, verilen görevi layıkıyla yapmaya çalıştım. Hiçbir zaman rütbe ve makam peşinde koşan biri olmadım. İçinde bulunduğumuz durumun kabus olduğunu ve bu kabustan bir gün uyanacağımı düşünüyorum."
Yüksel, 15 Temmuz'da Moda Deniz Kulübünde Eskişehir Muharip Hava Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Mehmet Şanver'in çocuğunun düğün merasimine katıldığını, Hava Kuvvetleri Komutanı Abidin Ünal'ın da burada olduğunu ve bütün generallerin darbeci askerler tarafından gözaltına alındığını söyledi.
Ünal'ın darbe girişimine katılan savaş uçakları ve helikopterlerinin derhal yere indirilmesi talimatını verdiğini söyleyen Yüksel, şöyle devam etti:
"Düğünde, çok sayıda muvazzaf ve emekli subay vardı. Saatin kaç olduğundan emin olmamakla birlikte 19.30 civarında Hava Kuvvetleri Komutanımızın bütün uçakların yere indirilmesi emrini verdiğini duydum. Bu emir bana çok garip geldi ama konunun muhatapları orada olduğu için pek ilgilenmedim. Komutanımız, telefonuyla bir yerlere ulaşmaya çalışıyordu, diğer komutanlarda aynı faaliyet içindeydi. Diyarbakır'daki 8. Ana Jet Üssü'nde üç uçağın kalktığı ve başka uçakların ise pistte hazır bekletildiği söylendi. Komutanımızın, havadaki uçakların yere inmesi talimatını verdikten sonra 'Üssünden uçak kalkan üs komutanı Divanı Harp'te yargılanır' dedi. Bu sırada ben de akademiyi arayarak bilgi edinmeye çalıştım. Komutanımızın, 'Taşçı, bir şeyler karıştırıyor' dediğini de hatırlıyorum. Uçaklar alçak uçuş yapıyordu. Önce bunun bir darbe faaliyeti olarak yorumlamak zordu. Fakat ilerleyen saatlerde hareketlilik oldu. Askerler gelerek güvenliğin alınacağını söyledi, daha sonra askerlerin tavrı değişti. Kelepçelendik ve yüzükoyun yere yatırıldık."
Yüksel, derdest edildikleri sırada Tümgeneral Fethi Alpay'ın yanlarına geldiğini ve darbe girişimi hakkında bilgi verdiğini öne sürdü.
Alpay'ın, Genelkurmay Başkanının darbeyi desteklediğini söylediğini iddia eden Yüksel, "Tümgeneral Fetih Alpay, eli açık olarak yanımıza geldi. Yönetime el konulduğu ve Genelkurmay Başkanının darbeyi desteklediği ve bize de darbeyi destekleyip desteklemediğimizi, sordu. Kabul edenler ellerini kaldırsın diye söylediler. 'Ben yokum, gerekirse istifamı veririm' dedim. Bana 'Siz bilirsiniz' dedi. Olayın şoku içindeydim, diğer generallerin ne cevap verdiğini hatırlamıyorum." ifadelerini kullandı.
Yüksel, FETÖ üyelerine Hava Harp Akademisi'ne giriş sınavı sorularını verdiği, bu yönde faaliyetlerde bulunduğu iddialarının da gerçeği yansıtmadığını söyledi.
Harp Akademileri Komutanlığında sınavla personel alım işleminden ölçme ve değerlendirme şubesi yetkililerinin sorumlu olduğunu, sınavların ise sınav subayının yetkisinde bulunduğunu anlatan Yüksel, kendisinin bir dahlinin bulunmadığını öne sürdü.
Duruşma, sanık savunmalarıyla devam ediyor.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu savcılarından Can Tuncay tarafından hazırlanan 841 sayfalık iddianamede, dönemin Harp Akademileri Komutanlığı Kurmay Başkanı Tümgeneral Hasan Nevzat Taşdeler, Kara Harp Akademisi Komutanı Tümgeneral Selim Mert ve Hava Harp Akademisi Komutanı Tümgeneral Recep Yüksel'in de bulunduğu 110'u tutuklu, 1'i firari 116 asker sanık olarak bulunuyor.
İddianamede, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM ve 65. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ''suçtan zarar gören'', aralarında dönemin Harp Akademileri Komutanı Korgeneral Tahir Bekiroğlu ile dönemin Deniz Harp Akademisi Komutanı Tuğamiral Tayyar Ertem'in bulunduğu 12 kişi ise ''müşteki'' sıfatıyla yer alıyor.
Bütün sanıklar hakkında, "TBMM'yi ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme'', ''Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme'' ve ''anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme'' suçlarından üçer kez ağırlaştırılmış müebbet ile ''silahlı terör örgütüne üye olma'' suçundan da ayrı ayrı 15 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor.
İddianamede, tutuklu sanık generaller Hasan Nevzat Taşdeler ve Selim Mert'in ayrıca Tahir Bekiroğlu'nun kaçırılmasına ilişkin "cebir kullanarak silahla birden fazla kişi tarafından birlikte, kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma'' suçlarından cezalandırılmaları isteniyor.
Muhabir: Yunus Ege
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır.Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
