ANKARA
Anadolu Öğrenci Birliği tarafından Gölbaşı'ndaki Vilayetler Evi'nde düzenlenen "Yeni Türkiye'de Gençliğin Gelecek Tasavvuru" panelinin ardından, basın mensuplarının sorularını yanıtlayan İçişleri Bakanı Efkan Ala, bir gazetecinin, Savcı Zekeriya Öz'ün, yürütme erki hakkında suç duyurusunda bulunmasıyla ilgili sorusu üzerine, ''Kiminle kimi muhatap edeceğinize iyi bakın. Hem suç işleyip hem de suç duyurusunda bulunma, herhalde bu paralel yapının genetiğinde var. Suçu işliyor, ondan sonra da... İlk defa sizden duyuyorum. Ama önemli değil geçelim'' ifadelerini kullandı.
Ala, "paralel yapı"ya yönelik operasyonlara ilişkin bir başka soruya karşılık, soruşturmalar kapsamında şu ana kadar 300'ü aşkın polisin açığa alındığı yanıtını verdi.
Operasyonların süreceğini bildiren Ala, ''Suçlu olduğu idari ve adli yönden tespit edilenler hakkında gereği yapılıyor. Açığa alınması gerekenler, görevden alınması gerekenler görevden alınıyor. Yeri değiştirilmesi gerekenlerin yeri değiştiriliyor. Hukuk içinde suç hiç bir zaman gizli saklı kalmaz. Kalmaması da gerekir, devlet öyle işlemez, gereği yapılıyor. Hem adli yönden hem idari yönden bu süreç devam ediyor" diye konuştu.
"Kimler meselenin ortağı ise oraya kadar uzanacak"
"Soruşturma, yargı ve medya mensuplarına kadar genişleyecek mi?" şeklindeki soruya Ala, bunu soruşturmaların ortaya çıkaracağı karşılığını verdi.
Ala, " Bu meselelerde Başbakan'ı dinlerken, Türkiye'nin ulusal güvenliğine o tır operasyonlarıyla saldırıda bulunurken, Türkiye'de darbe girişiminde bulunurken, kimler meselenin ortağı ise elbette oraya kadar ulaşacaktır" değerlendirmesinde bulundu.
"Milletin gözü önünde suç işlenmiş, bunu hiç bir güç cezasız bırakamaz" diyen Ala, şöyle devam etti:
"Şimdi sizin, biz onu yapmazsak, şöyle sormanız gerekmiyor mu? 'Neden bir şey yapılmıyor?' Zaten onu soruyordunuz. Şimdi de gereği yapılıyor. Bu sefer niye gereği yapılıyor diye gündem oluşturuluyor. Elbette yapılacak, devlet bunun için var. Bu memlekette 17 Aralık, 25 Aralık yaşanmadı mı? Türkiye'nin istikrarına kastedilmedi mi? Türkiye'nin ulusal güvenliği çalınmadı mı? Türkiye'de devletin en gizli telefonları eklemeler, çıkarmalar yapılarak dinlenmedi mi? Bakanlar, eski başbakanlar, yeni başbakanlar başka isimlerle terör örgütü, örgüt nitelenmesiyle dinlenmedi mi? Dinlendi. Peki biz milletimize ne söyledik? Bunlar tespit ediliyor ve gereği yapılacak. Tespit edildi ve gereği yapılıyor. Bu kadar nettir."
Ala, "Bulunduğu titri taşıyamayanlar, derhal bu devlet içinden kendileri bize fırsat bırakmadan ayrılmalıdırlar. Türkiye'nin Başbakanına, Bakanına, kimse hem devletin içerisinde bulunup hem de tehdit savuramaz, ona da haddi bildirilir" dedi.
"Çete anlayışıyla, baştan içinde bulundukları tarzla bugün devleti yöneteceklerini, devam edeceklerini zannedenlerin, bunun bedelini ödeyeceğini" vurgulayan Ala, şunları kaydetti:
"Onun için doğru dürüst, herkes içini yapacak. Bu size normal geliyor mu? Demokratik bir düzende, ülkenin Başbakanına, Bakanına herhangi bir kamu görevlisi nasıl hakarette bulunabilir? Bulunursa orada nasıl durur? Peki, HSYK ne iş yapıyor? Ben size soruyu şöyle sorayım, HSYK'nın suçu örtbas etme görev yetkisi var mı? Neden hemen harekete geçip bakmıyor, neden gereğini yapmıyor. O zaman onlar için gereği yapılmaz mı? Millete karşı milletin gözü önünde suç işleyip, ondan sonra da herkes bulunduğu yerde oturacağını hiç bir şey yapılmayacağını mı zannediyor? Öyle bir devlet olmaz arkadaşlar."
Paralel yapıya yönelik operasyonların sosyal medyada sızdırılmasına ilişkin soru üzerine Ala, kurumu ele geçirme, kurumda çeteleşme ve konuşlanma olduğunun zaten söylendiğini, bu sızdırmaların da bunu ispat ettiğini belirtti.
Ala, "Daha operasyon olmadan bunlar oradan yapılıyor. Bu zaten başka ispata, delile gerek kalmaksızın kendiliğinden meseleyi ispat ediyor" dedi. Bu sızdırmanın operasyonları etkilemeyeceğini belirten Ala, şöyle devam etti:
"Neyi etkileyecek? Suç işlenmiş. Suç ortada, suçlu ortada. Soruşturma yapılmış. Bu suçu işleyenler tespit edilmiş. Devlet de gereğini yapacak. Onlar beyhude, lüzumsuz çabalardır. Ama şunu ortaya koyması bakımından önemli. Hangi problemle karşı karşıya olduğumuzu, milletimiz bizim açıklama yapmamıza gerek kalmayacak şekilde iyi görüyor. Biz soruşturma açıyoruz, kim sızdırmışsa tespit edip gereğini yapıyoruz. Ne kadar sızılmış olduğunu, ne kadar konuşlanılmış olduğunu da ortaya koyması bakımından önemlidir."
''Temel hak ve özgürlükler devletin garantisi altında"
Milletin, herkesin özel hayatı, haberleşme özgürlüğü, temel hak ve özgürlüklerinin devletin garantisi altında olması gerektiğini vurgulayan Ala, şunları söyledi:
''İnsanların yatak odalarına girip, bütün hayatlarını, bütün illerde, siyasi parti başkanlarını, siyasi parti il başkanlarını, sivil toplum örgütlerini, kamu görevlilerini, kendilerinden olmayan din adamlarını, eşrafı ve onların çoluğunu çocuğunu dinleyecek kadar ahlaki tefessüh içinde olan bir yapılanma ve bunlar, kimse bunlar, bunlar da çıkıyor ortaya. Soruşturma açtıkça, 60'a yakın ilde var, daha da olacak, soruşturmalarda çıkıyor ortaya, onlar da tespit ediliyor, adalete teslim ediliyor. Biz bakın hiç daha bir şey yokken, ben bunu dün de söyledim, burada da söylüyorum, jandarma hakkında da dinlemelerle ilgili bütününü teftişe aldım. Orada henüz bir şey yok, bize intikal etmiş bir şey de yok Adana'nın dışında fakat ben bunu yapmak zorundayım. Milletimizin telefon dinlemeleri... Özel hayatın gizliliği garanti altında değilse, öyle düzen olur mu? Öyle toplumsal düzen olur mu? Milletin, birbirine olan inancını kaybettirdiler. İnsanların birbirine olan inancını kaybettirdiler. Dindarların birbirlerine olan inancı kaybedildi. Bu yazıktır, günahtır. Türkiye bunu hak ediyor mu?''
Türkiye'nin 2013 yılında 100 milyar dolara yakın yatırım gerçekleştirdiğini ve yatırımı ortaya para koymadan, güveniyle yaptığını anlatan Ala, ''3. köprü, 150 milyon yolcu kapasite/yıl, 3. havalimanı, Marmaray geçişi, Körfez geçişi, İstanbul Boğazı'nda yine otomobiller için yapılan iki katlı geçişler. Bütün bunlar geliyorsunuz, Gezi olayları... Yeter artık. Millet artık bunu görüyor. Bunu yapanlar da artık görsünler. Bunu yapanlara eğer bilmeden destek verenler varsa derhal bulundukları yerden ayrılsınlar, yazıktır günahtır'' şeklinde konuştu.
''İnsanların devlet içinde suç işleme özgürlüğü yok''
Bakan Ala, bu yapının bir tezgah içerisinde olduğunu ve Türkiye'yi başka bir yere çevirmeye çalıştığını vurgulayarak, şunları kaydetti:
''Biz oraya çevirtmeyiz. Sonra da her türlü din özgürlüğü hep birlikte yaşadık, başörtüsünün serbest bırakıldığı kamuda bile, öyle değil mi? Memuriyet, öğrenciler, Meclis. Buralara serbest bırakıldığı bir yılda, kırmızı kitabın değiştirilip dindarların ve örgütlenmenin, vatandaşların ve çeşitli toplum kesimlerinin, inanç kesimlerinin düşman olarak tanımlandığı o kırmızı kitaptan bunların çıkarıldığı dönemde, 28 Şubat'ın bütün kalıntılarının imzalarla ortadan kaldırıldığı bir yılda, Kur'an-ı Kerim'in okullarda serbest bırakıldığı, Siyer-i Nebi'nin serbest bırakıldığı bir dönemde, bir yılda arkasından böyle siyasetine, istikrarına... Ayrıca bir 17 Aralık, 25 Aralık darbe girişimleri... Artık bunların ders almaları gerekirdi. Yani yüzde 45,5 ile 30 Mart'ta millet dersini verdi artık herkes başını eğip... Şimdi de dersini alacaklar, kendi hatalarına çekilmelidirler.''
Devletin içerisinde hata yapanların işlemlerinin kendilerine bırakılması gerektiğini ifade eden Ala, ''Onlar devlet değil, halen orada zannediyorlar kendilerini'' dedi.
İnsanların devletin içerisinde suç işleme özgürlüğü olmadığını belirten Ala, devletin içerisinde olan mekanizmaların bu suç işleyenleri ortaya çıkardığını söyledi. Ala, ''Peki kime ne oluyor? Devletle ilgisi olmayan, devletin elemanı değil, maaşlı çalışanı değil, orayla da bir ilişkisi yok. Ne oluyor bunlara, nasıl bir ilişkidir? Nasıl bir ilişki ki devletin içindeki bir temizlenmeye bu kadar sahip çıkılıyor? Bu kadar yanında... Hani paralel devlet yoktu, hani dışarıdan ilişkiler yoktu, hani burası bir hizmet hareketi, itimat idi? Bu nasıl bir şeydi? Görüyorsunuz, bir an önce oradaki doğru dürüst bu işle ilgisi olmayan, bunlarla bir işi olmayan vatandaşların artık behemahal bırakması lazım ve normale dönmesi lazım'' görüşlerine yer verdi.
Türkiye'nin normalleştiğini, buna katkıda bulunmanın herkesin her vatandaşın görevi olduğunu vurgulayan Efkan Ala, bir yandan da çözüm sürecinin yönetildiğini, Türkiye'nin hedeflediği yerlere geleceğini ve Türkiye'nin şık bir demokrasi inşa ederek yola devam edeceğini söyledi.
''İrade hırsızlığına meydan vermeyiz''
Seçim sürecine ilişkin bir soruya Ala, seçim süreciyle ilgili tedbirlerin alındığı, herkesin demokratik düzen içerisinde, demokratik hakkını kullanarak seçimini yapması gerektiği cevabını verdi.
Bakan Ala, bazı bölgelerden, özellikle terörün yoğun olduğu bölgelerde, bir takım tehditler alındığına dair bilgilerin geldiğine işaret ederek, ''Bunlara derhal son verilmelidir. Biz onların gereğini yapıyoruz ama çağrıda da bulunuyorum. Millet neyi istiyorsa, kimi istiyorsa sandığa yansıyacaktır iradesi, sandık hırsızlığına, irade hırsızlığına meydan vermeyiz. Kimsenin bu iradeleri, milletin, bir kişinin bile olsa, iradesini fesada uğratmasına fırsat vermeyiz'' dedi.
Ala, ''Bu arada lüzumsuz dedikodular yayıyorlar bazıları. 'O cemaate, bu bilmem gruba, şu teşkilata operasyon yapılacakmış.' Böyle bir şey yok. Kim devlet içerisinde suç işlemişse ona yapılıyor, onlar soruşturuluyor. Bu tamamen yalan ve iftiradır. Bunun da milletimiz tarafından, o kendilerine böyle şeyler söyleyip de taraftar bulmaya çalışanların yüzüne vurulmasını rica ediyorum. Bunların tamamı da uydurmadır'' ifadelerini kullandı.
Muhabir: Fatih Çakmak, Serdar Açıl
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır.Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.


