Ekip
07 Mart 2016•Güncelleme: 08 Mart 2016
GAZİANTEP
Yaşamlarının belki de en güzel yıllarında savaşın acı yüzüyle tanışan Suriyeli kadınlar, yüreklerindeki derin yaralar ve omuzlarındaki büyük sorumluluklarla vatanlarından uzakta yaşama tutunmaya çalışıyor. Kimi çocuklarını, kimi eşlerini gözlerinin önünde kaybeden sığınmacı kadınlar, gelmesini bekledikleri güzel günlerin hayallerini kuruyor.
Malatya'daki Beydağı Konaklama Tesisi'nde misafir edilen Suriyeli 4 çocuk annesi Cevahir el Yusuf (41) da savaşın acısını yüreğinde taşıyan kadınlar arasına yer alıyor.
Eşi Usame El Yusuf'u Esed güçlerinin Hama kentine düzenlediği bombardımanda kaybeden Cevahir el Yusuf, en küçüğü 5 yaşında olan 4 çocuğuna hem annelik hem babalık yapıyor. Eşini kaybettikten sonra çocukları Meysay (5), Merhaf (11), Muhammed (13) ve Fatma'yı (15) yanına alarak yaklaşık 2,5 yıl önce Malatya'daki konteyner kente yerleşen Cevahir El Yusuf, savaşın yaralarını Türkiye'de sarmaya çalışıyor.
Yaşadıklarını gözyaşları içerisinde anlatan Cevahir el Yusuf, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Suriye'de çok kötü günler yaşadıklarını, oradaki her günlerini bomba ve patlama sesleriyle geçirdiklerini söyledi. Eşini, evlerine yakın bir yere düzenlenen bombardımanda kaybettiğini anlatan kadın, "Evde oturduğumuz sırada eşim sokağa çıkmıştı. O anda büyük bir gürültüyle bombardıman oldu. Dışarı çıktığımızda eşimin şehit olduğunu gördüm. Çok üzüldüm, yıkıldım. Şu an ne söyleyeceğimi bilemiyorum" dedi.
"Acımızı anlatmaya kelimeler yetersiz kalıyor"
Kahramanmaraş'taki çadır kentte yaşayan Reca Mıgdat (38) ise eşini gözlerinin önünde kaybeden pek çok yüreği acılı kadından biri.
İdlip'te Esed’in toplu infazlarını da duyduklarını dile getiren Mıgdat, "Köyümüzdeki erkekleri kapalı bir alanda götürüp Esed’in askerleri topluca öldürdü. Kurşuna dizerek katliam yaptı. 4 çocuk annesi olarak yetimlerle büyük acılar yaşadım" dedi.
Mıgdat, Türkiye'yi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı koruması için her gün Allah'a dua ettiğini dile getirdi.
"Gencecik kadınlar dul kaldı. Artık 'vicdan' diyorum"
Kilis'te yaşayan Sahar Hamod (28) da savaş nedeniyle en büyük acıyı yaşayan kadınlar arasında yer alıyor.
Savaştan önce kendi evlerinde yaşadıklarını, maddi durumlarının da iyi olduğunu belirten Hamod, "Çocuklarım amcalarını her gördüğünde 'babamız gelecek' diye ümitleniyor. Bomba atıldığında hamileydim. Kocamın gelmesini beklerken öldüğünü duydum. Evlerimiz yıkıldı. Gencecik kadınlar dul kaldı. Artık 'vicdan' diyorum. Evimizin arabamızın olmasını isterken bütün bunların olması çok zor geliyor" ifadelerini kullandı.
Engelli oğluyla yaşama sarılıyor
Nizip Konaklama Merkezinde kalan Şemse Mohammed (57) ise savaşın başladığı ilk aylarda biri engelli 5 çocuğuyla yaşadığı kenti, ülkeyi, evini ve umutlarını bırakarak Türkiye'ye kaçan kadınlardan yalnızca biri.
Savaşın devam ettiği Suriye'de kalan kocasını önceki yıl kaybettiğini anlatan Mohammed, "Bugün Suriye'de yaşayan herkes birbirine düşman olmuş durumda. Benim tek bir dileğim var o da bu savaşın bir an önce bitmesi ve ülkemize, evimize dönmek. Çocuklarımla birlikte şu anda ne durumda olduğunu bilmediğimiz evimize giderek orayı onarmak ve yeniden yaşama tutunmak istiyoruz" dedi.